KUDÜS PARAYLA SATIN ALINAMAZ!

İŞGAL MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

 

Dünya yine bir hadsizliği, sözde diplomasi ve barış gayretiymişçesine konuşuyor.

ABD’nin her zamanki komedyasını izlemeye devam ediyoruz.

Zorbalıkla, askeri, ekonomik ve diplomatik yaptırımlarla kendini söz sahibi ve “barış elçisi” olarak dayattığı, dünya kamuoyuna şirin gözükme çabasında olduğu, içten pazarlıklı, ukala, ironik ve kabul edilemez durumlardan birini daha yaşıyoruz.

Netanyahu ve Trump’ın tek taraflı olarak açıkladığı, “Yüzyılın Anlaşması” adını verdikleri bu ilhak planına yüzyıl boyu dayatsalar da "HAYIR!" demeye devam edeceğiz!

Bu “barış planı” gibi ortaya koyulan plan açıklanırken, iki işgalci devletin zorba liderlerinin ağzından dökülen her cümlede, nasıl bir akıl ve vicdan katlinin, yüreklerin asla sindiremeyeceği ifadelerin yer aldığını birlikte inceleyeceğiz.

Öncelikle bu planın ne gibi şartlar içerdiğine göz atacağız. Sonrasında konuyla alakalı Filistin yönetiminin, Donald Trump’ın, Netanyahu’nun ve Türkiye cephesinin açıklamalarını sizlerle paylaşıp, ayrıntılı bir şekilde meseleyi gözler önüne sermeye çalışacağız.

İLHAK PLANININ İÇERİĞİ NEDİR?

AA’ndan aldığımız verilere göre, barış anlaşması gibi sunulan, dünya kamuoyuyla ve insanlığın vicdanıyla alay eden ilhak planının bilinen ana hatları şu şekilde;

Gördüğünüz üzere plan siyasi ve ekonomik olarak iki paket halinde sunuluyor. Süslü bir ekonomi paketinin yanında siyasi açıdan nasıl bir ilhak ve meşrulaştırma planı olduğunu görüyorsunuz.

Sonradan gelen işgalciler yerine, bölgenin asıl halkı olan Filistinlilere, sınır kontrolü düşmanlarının eline teslim edilmiş, yetmezmişçesine ordusu olmayan, Hamas gibi direnişçi grupların dahi silah bıraktığı, devlet görünümlü bir mülteci kampı oluşturulmaya çalışılıyor.

Tüm bu hadsiz şartların yanı sıra, Filistinlilerin İsrail devletini tanıması, Kudüs’ü ise tamamen bu işgalcilere bırakıp, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul etmeleri bekleniyor.

“Yeni Filistin” adında hem devlet kurduklarını iddia ediyorlar, hem de bu devletin kendi iradesiyle, 1948’den bu yana kendi vatanından sürülen 6 milyon civarı Filistinlinin geri dönüşüne izin vermesine de müsaade edilmiyor, hatta açıklanan planda bu insanlara değinilmiyor bile...

Tüm bunların karşılığında, yukarıda özetlediğimiz Filistinlilerin ve - iddia edildiği gibi yeni bir Filistin devleti de kuruluyorsa -devlet kavramının temel haklarını, ekonomi paketi adı altında, 50 milyar dolarlık yatırım fonu ve Gazze şeridini Batı Şeria’ya bağlayan bir ulaşım koridoru vaadi ile tabiri caiz ise satın almaya kalkıyorlar.

Donald Trump’ın açıklamalarına da bir göz atalım;

DONALD TRUMP’IN AÇIKLAMALARI

“İsrail için çok şey yaptım. Belki de en önemlisi korkunç İran nükleer anlaşmasından çekildim. Artık İslam dünyasının 1948'de yaptığı hatayı düzeltmesinin zamanı gelmiştir. Bu devlete saldırmak yerine yeni İsrail devletini tanımalarının zamanı geldi.

Gerçekçi iki devletli bir çözümden bahsediyorum. İsrail’le birlikte bu kavramsal haritanın daha detaylı hale getirilmesi için ortak komisyon kuracağız. Bu vizyon altında Kudüs, İsrail’in bölünmemiş başkenti olmaya devam edecek. ABD burada İsrail’in egemenliğini kabul ediyor zaten, benim vizyonum da böyle devam edecek.

İki devletli çözümün İsrail’in güvenlik riskini artırmayacağını söyleyebilirim. Biz kan dökülen günlere, gece kulüplerine yapılan saldırılara, otobüs saldırılarına geri dönmeyeceğiz. Barış için taviz vermek gerekiyor ama İsrail’den asla güvenliğinden taviz vermesini isteyemeyiz.

Herkesin bildiği gibi İsrail için çok şey yaptım. ABD Büyükelçiği’ni Kudüs’e taşıdık ve Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıdım. Belki de en önemlisi bu korkunç İran nükleer anlaşmasından çekildim.

Filistinliler için de çok şey yapmam gerekiyor. Aksi takdirde adil davranmış olmam. Ben bu anlaşmanın Filistinliler için de harika bir anlaşma olmasını istiyorum. Filistinliler bağımsız bir devlet elde edebilmeleri için bugün önümüzde tarihi bir fırsat var. Bu belki de onların son fırsatı olacak. Çünkü böyle bir ekip bir daha gelmeyecek.

Filistin devleti kurulmasının şartları arasında terörü reddetmesi var. Filistinlilerden ya da İsraillilerden hiçbiri evlerinden alınıp başka yere gönderilmeyecek. İsrail harika bir beyefendiyle Ürdün Kralı’yla birlikte çalışarak Harem-i Şerif’in statüsünün korunmasını sağlayacak ve herkesin barışçıl bir biçimde ziyaret edebilmesini sağlayacağız.

Filistin’e, bağımsız bir devlet olabilmesinde gerekli koşulları yerine getirebilmesi için 4 yıllık bir süre öngörüyoruz. Sayın Abbas’a mektup gönderdim ve kendisine Filistinlilere tahsis edilen toprağın onlar için 4 yıl açık tutulacağını söyledim. Sayın Abbas, barış yolunu seçerseniz ABD ve pek çok ülke size yardım etmek için hazırız ve bu yolun her aşamasında yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizin bu tarihi fırsata vereceğiniz yanıt, aslında Filistin halkını devlete götüren yolda yardımcı olacak.

Kudüs güvenli, açık, demokratik bir şehir. Artık İslam dünyasının 1948’de yaptığı hatayı düzeltmesinin zamanı gelmiştir. Bu devlete saldırmak yerine yeni İsrail devletini tanımalarının zamanı geldi. Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a buraya elçilerini gönderdikleri için teşekkür ediyorum.”

Trump’ın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, ABD’nin yine üzerine hiç yakışmadığı halde soyunmaya kalktığı “ barış elçiliği” rolünde her zamanki gibi sahtekar, tek taraflı ve adaletten tamamen uzak olduğunu görüyoruz. Hatta açıklamada asla kabul edilemeyecek, gerçeklikten tamamen uzak, kamuoyuna gönderilen sayısız satır arası mesajla karşılaşıyorsunuz.

İslam dünyasının 1948’de hata yaptığı, İsrail’in işgalci değil saldırılan taraf olduğu, tüm bu zulmü, katliamı sözde güvenliği için yaptığını, gece kulüplerine yapılan saldırılara çok üzüldüğünü, yeni haritanın İsrail ile birlikte komisyon halinde çizileceği, orada bir Filistin devletinin olmadığı, İsrail’e ait topraklar olarak gördüklerini, bu anlaşmanın Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmasına fırsat(!) olduğunu ve bunun son fırsatları olduğunu ve daha bir çok mesajı satır aralarına yerleştiriyor Donald Trump...

Bunun yanı sıra sanki işgal eden İsrail yönetimi değil de Filistin halkıymış gibi, kendilerine 4 yıl da süre tanınmakta anlaşmayı kabul etmeleri için...

Son cümlelerinde de cebi paralı ve bir yerleşim merkezini satın almaya çalışan hırslı bir müteahhit gibi, bölgede ondan tarafa geçen komşuları sıralıyor siz de artık atın şu imzayı der gibi; Bahreyn, BAE ve Umman...

Sözün özü ABD cephesi yine bildiğiniz gibi, adil bir çözüm peşinde hiç bir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Kendini ara bulucu olarak dayatan hangi zorbadan menfaatlerinden bağımsız ve adil bir davranış beklenebilir? Bunu sizlerin takdirine bırakıyoruz.

MAHMUD ABBAS’IN AÇIKLAMALARI

 

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde barış planını reddettiklerini açıkladı ve şunları söyledi;

Abbas, Ramallah’ta düzenlediği basın toplantısında, Washington yönetiminin “Yüzyılın Anlaşması” olarak adlandırdığı plan konusundaki tutumlarının asla değişmediğini vurgulayan Abbas, “Hiçbir Filistinli Müslüman veya Hristiyan’ın bu planı kabul etmesi mümkün değil. ‘Yüzyılın Anlaşması’na bin kere hayır diyoruz” ifadesini kullandı.

Mahmud Abbas, Filistin’in ilkelerine ve uluslararası meşruiyet temelinde müzakerelere bağlı olduklarını belirterek, “Bütün gücümüzle savaşacağız. Bu savaştaki öncelikli silahımız ise barışçıl harekettir” diye konuştu.

Netanyahu ise planı “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” şeklinde nitelendirmişti.

 

TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DA PLANA SERT TEPKİ GÖSTERDİ

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, planın işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail egemenliğini tanıdığı belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:

“ABD’nin sözde barış planı ölü doğmuştur. Bu plan, iki devletli çözümü öldürmeyi ve Filistin topraklarını gasp etmeyi hedefleyen bir ilhak planıdır. Filistin halkı ve toprakları parayla satın alınamaz. Kudüs kırmızı çizgimizdir. İsrail’in işgal ve zulmünü meşrulaştırmaya yönelik adımlara izin vermeyeceğiz. Kardeş Filistin halkının daima yanında olacağız. Filistin topraklarında bağımsız Filistin için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye olarak, Filistin’in kabul etmeyeceği hiçbir planı asla desteklemeyeceğiz. İşgal politikalarına son vermeden Ortadoğu’ya barış gelemez.”

 

***

Biz de Kur’an Halkaları olarak bu ilhak planını asla kabul etmiyor ve Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesini sonuna kadar destekliyoruz.

İşgal meşrulaştırılamaz!

Kudüs parayla satın alınamaz!

Dünyanın hiçbir yerinde işgalcinin mağdur, hak sahiplerinin ise terörist olarak lanse edilmesine tepkisiz kalamayız.

Barış adalet ile sağlanır. İşgalin, zulmün ve zorbalığın olduğu yerde barıştan bahsedilemez. O ancak barış süsü verilen bir teslim oluşa işarettir.

Selam ve Dua ile...

 

Nebevî Kur’an Halkaları Yönetim Kurulu

 

( Hazırlayan: Uğur AKDENİZ )

 

 

29.01.2020 | PAYLAŞ :